dfhfgjg fhftyjtyj drhgrthtyjj
sdfdrgrthdty drgrthtyj drtrtjytjyjgj
ASFSGH RTRY54 DFHJTYJYTJ
testblog111
15 Aralık 2013 Pazar
26 Ekim 2013 Cumartesi
EURUSD, TEKNİK VE ELLİOT ANALİZ 26.10.2013
Eurusd paritesi geçen hafta yaptığımız elliot analizimizde yaptığım sayım doğrultusunda ilerliyor. Eğer bu parite ile ilgili yaptığımız analiz doğru ise yakın zamanda yeni dipleri işaret eden, cycle c dalgasının başlaması gerekiyor.
Ancak,
Hala cycle b dalgasının tamamlanmadığını düşünüyorum. Alt dalga sayımlarında bir miktar daha yukarıya gidecek yol var, gözüküyor.
Gelelim Teknik Analiz değerlendirmemize.
Dikkat çeken hususlar var. 1.27’den başlayan bir trend hareketi var. Macd, trend var, diyor. Bolinger üsten delinmiş. Yatay direnç yukarı kırılmış. Fibonacci, % 61.8 geri alış bölgesi –az bir farkla- aşılmış. Yani yukarı hareketin devamı için için ne lazımsa var. Ancak bildiğimiz bir şey daha var; bu piyasalarda mükemmelliğe fazla yer yoktur.
Geçmişte bu tür durumları çok gördük. Her piyasada yüzlercesi var. Senede bir-iki tanesi daha da mükemmele gider. Geri kalanı dramatik bir şekilde terse döner.
Sonuç:
-Kısa vadede yükselişin biraz daha devam etme ihtimali var. Ancak bu haftalık parametre seviyem olan 1.3760’tan daha aşağısının görülmesi halinde en azından yükselişte mola olacağını düşünüyorum.
-Trend yönü yukarı olduğu için ve halihazırda tüm göstergeler yukarı yönü gösterdiği için kısa pozisyon açılmasını şimdilik riskli görüyorum (sistematik alım satım işlemleri hariç).
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
24 Ekim 2013 Perşembe
ALTIN, UZUN VADE ELLİOT ANALİZİ
Altında uzun vade elliot analizimin anlattığı şu: bir-iki ay içerisinde 1180 den daha aşağısı, yaklaşık sekiz-on ay içerisinde 1500-1600 civarı ve bir buçuk-iki yıl içerisinde 800 den daha aşağısının görüleceğidir.
Ancak en sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: bu elliot sayımımla ilgili bazı şüphelerim var.
Sebebi, 2011 ağustos-2012 mayıs döneminde grafikte -mavi (1) olarak etiketlediğim bölgede- oluşan kalıptır. Detaya girmeden yazıyorum; nasıl sayılırsa sayılsın, bana göre, bahsettiğim dönem için konulabilecek bütün etiketler şüphelidir.
Buna rağmen neden bu sayımı yaptığıma gelince: altın elliot’suz olmuyor. İlla da bir elliot analizi gerekiyor. O günden beri altında zaman zaman parçalar halinde elliot sayımları yaptım ama aslında bu yöntem elliot terminolojisinin ruhuna aykırı. Elliot terminolojisinde tümden gelim yöntemi en önemli ilkelerdendir.
Şöyle bir karara vardım; her ne kadar bu sayımımla ilgili kuşkularım varsa da altın fiyatları analizimize uygun gittiği sürece bu sayım üzerinden yürüyeceğim. Elimizde teknik analiz ve trend analizi gibi önemli analiz metodolojileri var. Bu sayımla ilgili ortaya çıkabilecek olası risk ve fırsatları da teknik analiz ve trend analizi metodları ile kontrol etmeye çalışacağım. Bakalım ne ölçüde başarılı olacağız.
Kısa vadeli teknik ve trend analizi konusuna bu yazıda girmiyorum. Bu hususta 19 ekimde paylaşımda bulunmuştum. Altın zaten o analizde (ve twitter hesabımda) yazıp çizdiğim şekilde ilerliyor. Yakında hem kısa vade elliot analizi hem de teknik analizimizi güncelleyeceğim.
Bu yazıda bahsetmek istediğim daha önemli konular var.
1-1433’ten yukarısını görürsek yukarıdaki analizi gözden geçireceğiz. 1522 görüldüğü anda iptal edeceğiz.
2-1433 görülmeden 1180 den aşağısı görülürse üstteki analizin bize anlatmaya çalıştığı gelecek perspektifi yüksek olasılık haline gelecek.
3- Bir çok yerde “altın her zaman kazandırır” şeklinde bir ifade görür veya duyarsınız. Bence hurafedir. Doğrusu “altını düşükten alıp yüksekten satarsanız kazandırır” şeklinde olmalıdır. Örnek verecek olursam altın 1979-2001 yılları arasında tam 22 sene boyunca ciddi reel kayba uğramıştır.
4- diğer bir klişe, altının güvenli liman olduğuyla ilgilidir. Bana göre değildir. Altın günümüzde bir tür spekülatif yatırım aracıdır. 2011 yazında altının ons fiyatı 1900’lere (gram fiyatının 108’lere) çıktığı günleri hatırlayın; en çok o dönemde “altın güvenli limandır” yaygarası vardı. Bu klişenin neden o dönemde bu kadar dillendirildiğini, şimdiki fiyatını görenler daha iyi anlıyordur.
Bu hususla ilgili bloğumda paylaştığım “altın güvenli liman mıdır?” adlı makaleme alttaki linkten ulaşabilirsiniz.
http://bilgeanalist.blogspot.com/2013/09/altin-guvenli-liman-midir.html
http://bilgeanalist.blogspot.com/2013/09/altin-guvenli-liman-midir.html
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
23 Ekim 2013 Çarşamba
UFUKTA KÜRESEL KRİZ RİSKİ VAR MI?
Ekonomi mesleğinde olduğu kadar bir mesleğin en uzmanlarının, uzmanlık alanlarında bu kadar yanıldığı başka hiçbir meslek dalı yoktur herhalde. 2009 yılından beri her olumsuz ekonomik olayda kriz ha geldi ha gelecek çığırtkanlığı yapan bazıekonomist ve uzmanların bilgi seviyelerine ve zekalarına diyecek sözümüz olamaz. Ancak doğru yaklaşım ortaya konulmadıkça bilgi de zeka da bir işe yaramıyor.
Bazı Avrupa ülkelerindeki kötü gidişat ve borç içinde yüzmeleri, enflasyon tehdidi, abd’nin borçlarının devasalığı veya diğer ekonomik verilerinin kötüye gitmesi, Çin ekonomisinin soğuması, çok para basılması, para basmanın durdurulması gibi artık önemi azalmış konulara bakılarak küresel ekonomide kriz tehtidi sonucuna varmak bana göre bu zamana kadarki yanılgıların baş sebebidir.
Küresel çapta bir kriz olasılığından bahsedebilmek için doğru yere, yani çağımızın ekonomik sisteminin özüne ve kurgusuna bakmak gerekir.
Çağımızın ekonomik sisteminin özü ve kurgusu sanayi ve teknoloji ürünlerinde "düşük maliyetli üretim" ve "bol tüketim"dir.
Küresel çapta büyük bir krize neden olabilecek problemler Bu iki temel unsurda ortaya çıkabilecek aksamalardan kaynaklanacaktır.
Düşük maliyetli üretiminin sacayakları ucuz “hammede-enerji” ile “ucuz insan gücü”dür.
Bol tüketimin sacayakları ise “ucuz dolar-sınırsız kredi sistemi” ile “küresel ekonomik sisteme entegre ülkelerin, tüketimin önündeki her türlü engeli bertaraf etme iradesi”dir.
Şimdi küresel çapta bir riskin var olup olmadığının tespiti için sacayaklarda problem olup olmadığına; kısaca üstünden geçerek bakalım.
Düşük maliyetli üretim için gereken ucuz hammadde-enerji temininde ve paylaşımında bir sıkıntı görmüyorum. Hammadde-enerji kaynaklarının çoğu az gelişmiş ülkelerde. Sanayi çağını inşa eden batı, yaklaşık 150 yıllık bir mücadelenin sonunda bu problemi kökten halletmiş görünüyor. Tüm ülkelerin kaynakları problem oluşturmayacak şekilde üretime arz edilebilir vaziyette. Hammadde-enerji kaynaklarının kullanımına müsaade etmeyen ülke yok gibi.
Diğer husus ucuz insan gücü teminidir. Bu husus 20-30 yıl öncesine kadar ciddi bir problem idi. Artık değil! Dünyadaki sanayi ve teknoloji ürünlerini icat eden-üreten şirketler kendi ülkelerinde yüksek işgücü maliyetleri ve vazgeçilemez çalışma hakları nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları artık yaşamıyorlar. Ucuz işgücü olan ülkelere göç ediyorlar. Bu hususla ilgili olarak bu blogda paylaştığım “şirketler göçü” makalesinin okunması faydalı olacaktır.
Bu konuda bazı ufak tefek problemler ortaya çıkmıyor değil! Ama hallediliyor. Örneğin ucuz işgücü cenneti Çin’de artan işgücü ücretleri, ciddi bir problem. Ama öte yandan bazı Afrika ve Asya ülkeleri sisteme entegre edilerek yeni ucuz işgücü (ve tabi bol tüketim) sahaları açılıyor. Tunus, Mısır, Libya, yemen gibi ülkeler buna örnek olarak verilebilir. Suriye örneğinde olduğu gibi sisteme entegre olmakta direten ülkeler bir nevi olumsuzluktur ama küçük bir ülke olduğundan olumsuz etkisi de azdır.
Görüldüğü gibi dünya ekonomik sisteminin “ucuz üretim” ayağında çok fazla bir problem yok. Gelelim “sınırsız tüketim” kısmına…
İnsanların rahatça ve sınırsızca tüketmeleri için para gerekiyor. Parası yetersiz olanların ise rahatça borç bulabilmeleri lazım. Bu husus temelde dolar-kredi sistemiyle halledilmiş.
Sistemin detaylarına girip konuyu karmaşıklaştırmak istemiyorum. Çok genel ifadelerle izah edecek olursam, güven duyulan bir para birimi (Dolar) inşa edilerek ülkeler arasında para-kredi dolaşımı ve kullanımı sağlanıyor. Ülkeler artık birbirine göbekten entegre olduğundan böyle olması gerekiyor.
Ülkeler çalışıp çabaladıkları kadar dolar kazanıyor ve elde ettikleri dolarların karşılığında yerel paralarından basıyor. Basılan paralar belli bir emek veya hizmet ortaya koyanlara tüketim yapmak üzere aktarılıyor (tüketmeyip biriktirmek yasak değil ama neredeyse imkansız)!
Yeterli gelir elde edemeyen ülke ve insanlara borç (kredi) verilerek hem tüketime katılmaları sağlanıyor hem de borçlandırılarak sisteme entegrasyonları garanti altına alınmış oluyor.
Sınırsız tüketimin en önemli ayağı olan dolar-kredi sistemi yukarıda izah ettiğim düşük maliyetli üretimin sacayakları kadar sorunsuz değil. dolar-kredi sisteminde meydana gelen (ve sebebi hala bir türlü anlaşılamayan) ani tıkanma 2008’deki krizin gerçek sebebidir. Ancak alınan önlemlerle şimdilik problem halledilmiştir.
Problemin çözümü için tarihte emsali görülmemiş ölçekte para basılmıştır. Aynı sıkıntı tekrar ettikçe basılmaya da devam edilecektir.
Sisteme sınırsız para ve kredi enjekte edilince ortaya garip görüntüler de çıkmıştır. Örneğin bazı bankalar bollaşan para nedeniyle kredi vermek için insanların yakasına yapışmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla marketin birinde dolaşırken raflarında ambalaj içinde 9.90 lira fiyatıyla satışa sunulan, her biri 5 bin liralık kredi paketlerini gördüğümüzde gidişatı bildiğim için ben şaşırmamıştım ama arkadaşım çok şaşırmıştı. Tüketim yapmak için para ya da borç bulmaya bu kadar kolay ulaşmak sistemin gereğiydi.
Anlaşılacağı üzere dünya ekonomik sisteminin en zayıf halkası dolar-kredi sistemidir. Dikkatle takip edilmesi gereken en önemli husus budur. İleriki günlerde bu hususa odaklanan paylaşımlar yapacağım.
Sınırsız tüketimin bir diğer ayağı sisteme entegre ülkelerin tüketimin önündeki her türlü engeli bertaraf etme iradesidir.
Bu hususta şimdilik ortada ciddi bir sıkıntı görünmüyor. Entegre ülkeler tüketimin ve küresel ticaretin önündeki engelleri ortadan kaldırmak için elinden geleni yapıyor. Serbest ticaret anlaşmaları imzalanıyor, vizeler teker teker kaldırılıyor, ithalat ve ihracatta vergiler ve denetimler azaltılıyor-kolaylaştırılıyor, lojistik hız artırılıyor.
Tüketime katkı yapabilecek her fırsat değerlendiriliyor. Bir çok standart zorunlu hale getirilerek insanların o standarda para harcaması sağlanıyor.
Bazı konularda standartların olması faydalıdır. Ancak bu standart konusu ileriki on yıllarda insanları oldukça bunaltacak görünüyor. Çünkü ileriki yıllarda tüketimi artırmak için insanların önüne saçma sapan standartlar konulması muhtemeldir. Bu tür şeyler önce batılı ülkelerde başlar. Mesela batıda önümüzdeki yıllarda ağustos ayında herkesin delikli ayakkabı giymesi zorunlu standart olabilir! Aynı şekilde ocak ayında illa da bot giymek mecburi standart halini alabilir! Örnekler komik görünüyor ama konuyu ve gidişatı en iyi böyle anlatabilirdim.
Netice itibariyle gelişmiş ülkelerin borç, enflasyon, büyüme, isdihdam vb. verilerine bakarak küresel ekonominin gidişatını anlamaya çalışmak yanıltıcıdır. Sistem sınırsız tüketim ve üretim üzerine inşa edilmiştir. Üretim de tüketim de artık gelişmekte olan ülkelerin konusu ve sorunudur. Kriz veya iyi gidişat gelişmekte olan ülkelerin topyekün verilerine bakılarak anlaşılabilir.
Hal böyle olunca abd veya Ab’nin istihdam verileri görece önemsiz hale gelmiştir ama mesela Brezilya da veya G. Kore de çalışanların daha yüksek ücret talebiyle greve gitmesi küresel ekonomi için daha ciddi bir problemdir. Çünkü bu ülkelerin şirketlerinin çoğu bu tür ülkelerde faaliyet göstermektedir. Bu ülkelerde meydana gelebilecek grev veya ücretlerdeki artış ya da ne bileyim ciddi çevre hareketleri veya yabancı sermaye aleyhtarlığı vb hareketler üretilen sanayi ürünlerinin maliyetlerinin artmasına, dolaylısıyla da tüketimin (pahalılık nedeniyle) azalmasına yol açacaktır.
Tabi ki bir iki ufak az gelişmiş ülkede ortaya çıkan problemler ciddi sorunlar doğurmaz ama çoğu az gelişmiş ülkelerde ucuz üretimi veya sınırsız tüketimi olumsuz yönde etkileyici her oluşum, en az 30-40 yıllık bir süre için kurgulanan küresel ekonomik düzeni kaosa sürükleyebilir.
Küresel ekonomide sistemin özü olarak tanımladığım üretim ve tüketimle ilgili hususlar dışında olup küresel sistemi olumsuz etkileyebilecek iki harici konu vardır;
İlki “ülkeler arası konsensüs”dür
Yukarıda yazdıklarımı dikkatli süzenler şunu rahat farketmiştir: dünya ekonomik düzeni sisteme entegre tüm ülkelerin konsensüsüyle yol almaktadır. Bu konsensüsde çatırdamalar oluşması küresel ekonomik sistemde de çatırdamalara yol açar. Bu olumsuzluk zayıf ülkelerden ziyade batının birkaç büyük ve ileri sanayi ülkesi artı Japonya, Çin ve Rusya’dan birinin oyunbozanlık yapması halinde ortaya çıkar.
İkinci harici husus gelişmiş ülke borsalarında küresel ekonomiden bağımsız olarak bir ülkede meydana gelebilecek borsa çöküşleridir. Herhangi bir gelişmiş ülkede meydana gelebilecek bir borsa çöküşünün önce diğer ülke borsa çöküşlerini tetikleyerek finansal bir çöküşe yol açıp ardından ekonomik çöküşü de tetikleyebileceği riski vardır.
Bu risk gelişmiş ülkelerce haddinden fazla önemsenmektedir. Böyle bir risk ortaya çıktığında bu ülkeler borsa çöküşlerini engellemek için elden ne geliyorsa yapacaklardır. Hatta (biraz iddialı olacak ama) gerekirse doğrudan ve belki de gizlice, devlet eliyle hisse senedi alınabilir. Bunda şaşılacak bir şey yok. 2008 krizinde “batmayacak kadar büyük” denilip iflas eden bazı şirketler devlet eliyle kurtarılmadı mı?
Buradan şu sonuca varıyoruz: küresel ekonomik düzen, ekonomik yönden çökmedikçe borsalarda (mesela dow, dax, ftse) sert düşüşlerden sonra ama yeni diplere varılmadan önce sert yükselişler olacaktır. Bu yazdığıma örnek olarak 2011 yılının ağustos-ekim dönemini örnek verebiliriz.
Özetlersek küresel ekonominin gidişatını anlamak için genelde bakılan ve kontrol edilen şeyler hatalıdır. Bana göre odaklanılması gereken hususları yukarıda yazdım. Ucuz ve bol üretim ile sınırsız tüketim konunun merkezindedir. Bu iki hususla ilgili çıkabilecek her türlü engel muhakkak bertaraf edilmeye çalışılacaktır.
Bazan yol kazaları, yanlış hesaplamalar vb. nedenlerle bazı tıkanıklıklar da olacaktır. Mesela 2014 yılının ilk aylarında böyle bir olumsuzluk; beklentim dahilindedir. Böyle bir olumsuzluktan Türkiye’de etkilenebilir. Ancak alınacak global ölçekte önlemlerle bu tehlike de atlatılacaktır (ötelenecektir).
Bana göre Sınırsız üretim ve tüketim olgusu uzun bir süre Küre'nin kaderidir. Muhakkak bu süreç yaşanacaktır.
20 Ekim 2013 Pazar
USDJPY, GÜNCEL ELLİOT SAYIMI
Usdjpy paritesinde alt sayımlarda birkaç alternatif mevcut. Kafa karıştırmamak için hepsini vermiyorum. 100.62 seviyesi görülmediği sürece üsteki sayım üzerinden gideceğim.
[1] nolu dalgayı ilerleyen diagonal paterni alternatifiyle saymamın sebebi diğer itkisel sayım alternatiflerinde (1),(3)/(2),(4) kanal çizgilerinin düzgün çizilemiyor olmasındandandır.
Biraz daha detaylı sayımım alttaki grafiktedir.
ÖNEMLİ UYARI: Paritelerde elliot analizi yapılabilirliği tartışmalı bir konudur. Ayrıca konjonktürel olarak son dönemde bir çok Merkez Bankasının para birimleri üzerinde kurdukları baskı ve ölçüyü aşan müdahaleler paritelerde elliot kalıpları dışına taşan paternler ortaya koyabilir veya düşük olasılıklı alternatiflere sapmalar olabilir. Bu nedenle elliot analizlerini alım satım konusu yapmaktan ziyade perspektif oluşturmak, olası riskleri tespit etmeye çalışmak, gelecekle ilgili öngörüye sahip olmak vb. amaçlar için kullanmak taraftarıyım. Her halükarda paritelerde (manuel veya robot yazılım farketmez) sistematik alım satım yapılmasının doğru yöntem olduğu düşüncesindeyim.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
USDJPY, UZUN VADE ELLİOT ANALİZİ
USDJPY paritesinde supercycle ölçekte 5 dalga subat 2011’de 75.56 seviyesinde sonlanmış görünüyor. Devam eden süreçte büyük bir ihtimalle primary [I] dalgası tamamlanmış olmalı. Yine de primary [I] dalgasının henüz bitmeme ihtimalini göz önünde bulundurmalıyız.
Bu sayım büyük ölçekte bir sayımdır. Bir çırpıda büyük resmi görebilmek amacıyla paylaşıyorum. Ayrıca Güncel durum ve detay içermemektedir. Alt dalgalara inen daha detaylı sayımımı bu analizden sonra paylaşacağım.
ÖNEMLİ UYARI: Paritelerde elliot analizi yapılabilirliği tartışmalı bir konudur. Ayrıca konjonktürel olarak son dönemde bir çok Merkez Bankasının para birimleri üzerinde kurdukları baskı ve ölçüyü aşan müdahaleler paritelerde elliot kalıpları dışına taşan paternler ortaya koyabilir veya düşük olasılıklı alternatiflere sapmalar olabilir. Bu nedenle elliot analizlerini alım satım konusu yapmaktan ziyade perspektif oluşturmak, olası riskleri tespit etmeye çalışmak, gelecekle ilgili öngörüye sahip olmak vb. amaçlar için kullanmak taraftarıyım. Her halükarda paritelerde (manuel veya robot yazılım farketmez), sistematik alım satım yapılmasının doğru yöntem olduğu düşüncesindeyim.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
BIST100 GÜNCELLEME, 20.10.2013
Aslında son analizimizden beri çok şey değişmedi. Ayrıca bir haftalık aradan sonra endeksin nereden açıldığını görüp analizi güncellemek daha iyi olabilirdi. Ancak endeksin gidişatında önemini sık sık vurguladığım 83bin-85bin boşluğunu bir kez daha hatırlatmak anlamında analizimi bugünden güncelledim.
Endeksin kısa vadeli yükselişine devam edeceğini düşünüyorum. Ancak grafik üzerinde de gösterdiğim gibi endeksin fiyatı sarı band bölgesinin üstüne çıkmadığı sürece endeksin düşüş trendi içerisinde geçici bir yükseliş evresinde olduğunu ve düşüş trendinin devamı halinde önce 59 bin’lerin ve sonra 47’binlerin hedef haline geleceğini düşünüyorum. 83bin-85bin boşluğunun dolması halinde bu hedeflerden vazgeçmek gerekir.
Özetlersek, 13 eylül’de alım yeri olarak gördüğüm 70 bin seviyesinden hisse alınmamışsa 85 bin üstüne çıkılmadan da alınmaması gerektiği görüşündeyim.
70 bin seviyesinden hisse almış olanlara önceki analizlerimde 80 bin seviyelerinden kar realizasyonu gerektiğini veya elde ettikleri karlarını gözden çıkartmaları şartıyla daha yukarıları hedefleyebileceklerini yazmıştım. Bu anlamda 70 bin seviyesi stop bölgesidir.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






