dfhfgjg fhftyjtyj drhgrthtyjj
sdfdrgrthdty drgrthtyj drtrtjytjyjgj
ASFSGH RTRY54 DFHJTYJYTJ
15 Aralık 2013 Pazar
26 Ekim 2013 Cumartesi
EURUSD, TEKNİK VE ELLİOT ANALİZ 26.10.2013
Eurusd paritesi geçen hafta yaptığımız elliot analizimizde yaptığım sayım doğrultusunda ilerliyor. Eğer bu parite ile ilgili yaptığımız analiz doğru ise yakın zamanda yeni dipleri işaret eden, cycle c dalgasının başlaması gerekiyor.
Ancak,
Hala cycle b dalgasının tamamlanmadığını düşünüyorum. Alt dalga sayımlarında bir miktar daha yukarıya gidecek yol var, gözüküyor.
Gelelim Teknik Analiz değerlendirmemize.
Dikkat çeken hususlar var. 1.27’den başlayan bir trend hareketi var. Macd, trend var, diyor. Bolinger üsten delinmiş. Yatay direnç yukarı kırılmış. Fibonacci, % 61.8 geri alış bölgesi –az bir farkla- aşılmış. Yani yukarı hareketin devamı için için ne lazımsa var. Ancak bildiğimiz bir şey daha var; bu piyasalarda mükemmelliğe fazla yer yoktur.
Geçmişte bu tür durumları çok gördük. Her piyasada yüzlercesi var. Senede bir-iki tanesi daha da mükemmele gider. Geri kalanı dramatik bir şekilde terse döner.
Sonuç:
-Kısa vadede yükselişin biraz daha devam etme ihtimali var. Ancak bu haftalık parametre seviyem olan 1.3760’tan daha aşağısının görülmesi halinde en azından yükselişte mola olacağını düşünüyorum.
-Trend yönü yukarı olduğu için ve halihazırda tüm göstergeler yukarı yönü gösterdiği için kısa pozisyon açılmasını şimdilik riskli görüyorum (sistematik alım satım işlemleri hariç).
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
24 Ekim 2013 Perşembe
ALTIN, UZUN VADE ELLİOT ANALİZİ
Altında uzun vade elliot analizimin anlattığı şu: bir-iki ay içerisinde 1180 den daha aşağısı, yaklaşık sekiz-on ay içerisinde 1500-1600 civarı ve bir buçuk-iki yıl içerisinde 800 den daha aşağısının görüleceğidir.
Ancak en sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: bu elliot sayımımla ilgili bazı şüphelerim var.
Sebebi, 2011 ağustos-2012 mayıs döneminde grafikte -mavi (1) olarak etiketlediğim bölgede- oluşan kalıptır. Detaya girmeden yazıyorum; nasıl sayılırsa sayılsın, bana göre, bahsettiğim dönem için konulabilecek bütün etiketler şüphelidir.
Buna rağmen neden bu sayımı yaptığıma gelince: altın elliot’suz olmuyor. İlla da bir elliot analizi gerekiyor. O günden beri altında zaman zaman parçalar halinde elliot sayımları yaptım ama aslında bu yöntem elliot terminolojisinin ruhuna aykırı. Elliot terminolojisinde tümden gelim yöntemi en önemli ilkelerdendir.
Şöyle bir karara vardım; her ne kadar bu sayımımla ilgili kuşkularım varsa da altın fiyatları analizimize uygun gittiği sürece bu sayım üzerinden yürüyeceğim. Elimizde teknik analiz ve trend analizi gibi önemli analiz metodolojileri var. Bu sayımla ilgili ortaya çıkabilecek olası risk ve fırsatları da teknik analiz ve trend analizi metodları ile kontrol etmeye çalışacağım. Bakalım ne ölçüde başarılı olacağız.
Kısa vadeli teknik ve trend analizi konusuna bu yazıda girmiyorum. Bu hususta 19 ekimde paylaşımda bulunmuştum. Altın zaten o analizde (ve twitter hesabımda) yazıp çizdiğim şekilde ilerliyor. Yakında hem kısa vade elliot analizi hem de teknik analizimizi güncelleyeceğim.
Bu yazıda bahsetmek istediğim daha önemli konular var.
1-1433’ten yukarısını görürsek yukarıdaki analizi gözden geçireceğiz. 1522 görüldüğü anda iptal edeceğiz.
2-1433 görülmeden 1180 den aşağısı görülürse üstteki analizin bize anlatmaya çalıştığı gelecek perspektifi yüksek olasılık haline gelecek.
3- Bir çok yerde “altın her zaman kazandırır” şeklinde bir ifade görür veya duyarsınız. Bence hurafedir. Doğrusu “altını düşükten alıp yüksekten satarsanız kazandırır” şeklinde olmalıdır. Örnek verecek olursam altın 1979-2001 yılları arasında tam 22 sene boyunca ciddi reel kayba uğramıştır.
4- diğer bir klişe, altının güvenli liman olduğuyla ilgilidir. Bana göre değildir. Altın günümüzde bir tür spekülatif yatırım aracıdır. 2011 yazında altının ons fiyatı 1900’lere (gram fiyatının 108’lere) çıktığı günleri hatırlayın; en çok o dönemde “altın güvenli limandır” yaygarası vardı. Bu klişenin neden o dönemde bu kadar dillendirildiğini, şimdiki fiyatını görenler daha iyi anlıyordur.
Bu hususla ilgili bloğumda paylaştığım “altın güvenli liman mıdır?” adlı makaleme alttaki linkten ulaşabilirsiniz.
http://bilgeanalist.blogspot.com/2013/09/altin-guvenli-liman-midir.html
http://bilgeanalist.blogspot.com/2013/09/altin-guvenli-liman-midir.html
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
23 Ekim 2013 Çarşamba
UFUKTA KÜRESEL KRİZ RİSKİ VAR MI?
Ekonomi mesleğinde olduğu kadar bir mesleğin en uzmanlarının, uzmanlık alanlarında bu kadar yanıldığı başka hiçbir meslek dalı yoktur herhalde. 2009 yılından beri her olumsuz ekonomik olayda kriz ha geldi ha gelecek çığırtkanlığı yapan bazıekonomist ve uzmanların bilgi seviyelerine ve zekalarına diyecek sözümüz olamaz. Ancak doğru yaklaşım ortaya konulmadıkça bilgi de zeka da bir işe yaramıyor.
Bazı Avrupa ülkelerindeki kötü gidişat ve borç içinde yüzmeleri, enflasyon tehdidi, abd’nin borçlarının devasalığı veya diğer ekonomik verilerinin kötüye gitmesi, Çin ekonomisinin soğuması, çok para basılması, para basmanın durdurulması gibi artık önemi azalmış konulara bakılarak küresel ekonomide kriz tehtidi sonucuna varmak bana göre bu zamana kadarki yanılgıların baş sebebidir.
Küresel çapta bir kriz olasılığından bahsedebilmek için doğru yere, yani çağımızın ekonomik sisteminin özüne ve kurgusuna bakmak gerekir.
Çağımızın ekonomik sisteminin özü ve kurgusu sanayi ve teknoloji ürünlerinde "düşük maliyetli üretim" ve "bol tüketim"dir.
Küresel çapta büyük bir krize neden olabilecek problemler Bu iki temel unsurda ortaya çıkabilecek aksamalardan kaynaklanacaktır.
Düşük maliyetli üretiminin sacayakları ucuz “hammede-enerji” ile “ucuz insan gücü”dür.
Bol tüketimin sacayakları ise “ucuz dolar-sınırsız kredi sistemi” ile “küresel ekonomik sisteme entegre ülkelerin, tüketimin önündeki her türlü engeli bertaraf etme iradesi”dir.
Şimdi küresel çapta bir riskin var olup olmadığının tespiti için sacayaklarda problem olup olmadığına; kısaca üstünden geçerek bakalım.
Düşük maliyetli üretim için gereken ucuz hammadde-enerji temininde ve paylaşımında bir sıkıntı görmüyorum. Hammadde-enerji kaynaklarının çoğu az gelişmiş ülkelerde. Sanayi çağını inşa eden batı, yaklaşık 150 yıllık bir mücadelenin sonunda bu problemi kökten halletmiş görünüyor. Tüm ülkelerin kaynakları problem oluşturmayacak şekilde üretime arz edilebilir vaziyette. Hammadde-enerji kaynaklarının kullanımına müsaade etmeyen ülke yok gibi.
Diğer husus ucuz insan gücü teminidir. Bu husus 20-30 yıl öncesine kadar ciddi bir problem idi. Artık değil! Dünyadaki sanayi ve teknoloji ürünlerini icat eden-üreten şirketler kendi ülkelerinde yüksek işgücü maliyetleri ve vazgeçilemez çalışma hakları nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları artık yaşamıyorlar. Ucuz işgücü olan ülkelere göç ediyorlar. Bu hususla ilgili olarak bu blogda paylaştığım “şirketler göçü” makalesinin okunması faydalı olacaktır.
Bu konuda bazı ufak tefek problemler ortaya çıkmıyor değil! Ama hallediliyor. Örneğin ucuz işgücü cenneti Çin’de artan işgücü ücretleri, ciddi bir problem. Ama öte yandan bazı Afrika ve Asya ülkeleri sisteme entegre edilerek yeni ucuz işgücü (ve tabi bol tüketim) sahaları açılıyor. Tunus, Mısır, Libya, yemen gibi ülkeler buna örnek olarak verilebilir. Suriye örneğinde olduğu gibi sisteme entegre olmakta direten ülkeler bir nevi olumsuzluktur ama küçük bir ülke olduğundan olumsuz etkisi de azdır.
Görüldüğü gibi dünya ekonomik sisteminin “ucuz üretim” ayağında çok fazla bir problem yok. Gelelim “sınırsız tüketim” kısmına…
İnsanların rahatça ve sınırsızca tüketmeleri için para gerekiyor. Parası yetersiz olanların ise rahatça borç bulabilmeleri lazım. Bu husus temelde dolar-kredi sistemiyle halledilmiş.
Sistemin detaylarına girip konuyu karmaşıklaştırmak istemiyorum. Çok genel ifadelerle izah edecek olursam, güven duyulan bir para birimi (Dolar) inşa edilerek ülkeler arasında para-kredi dolaşımı ve kullanımı sağlanıyor. Ülkeler artık birbirine göbekten entegre olduğundan böyle olması gerekiyor.
Ülkeler çalışıp çabaladıkları kadar dolar kazanıyor ve elde ettikleri dolarların karşılığında yerel paralarından basıyor. Basılan paralar belli bir emek veya hizmet ortaya koyanlara tüketim yapmak üzere aktarılıyor (tüketmeyip biriktirmek yasak değil ama neredeyse imkansız)!
Yeterli gelir elde edemeyen ülke ve insanlara borç (kredi) verilerek hem tüketime katılmaları sağlanıyor hem de borçlandırılarak sisteme entegrasyonları garanti altına alınmış oluyor.
Sınırsız tüketimin en önemli ayağı olan dolar-kredi sistemi yukarıda izah ettiğim düşük maliyetli üretimin sacayakları kadar sorunsuz değil. dolar-kredi sisteminde meydana gelen (ve sebebi hala bir türlü anlaşılamayan) ani tıkanma 2008’deki krizin gerçek sebebidir. Ancak alınan önlemlerle şimdilik problem halledilmiştir.
Problemin çözümü için tarihte emsali görülmemiş ölçekte para basılmıştır. Aynı sıkıntı tekrar ettikçe basılmaya da devam edilecektir.
Sisteme sınırsız para ve kredi enjekte edilince ortaya garip görüntüler de çıkmıştır. Örneğin bazı bankalar bollaşan para nedeniyle kredi vermek için insanların yakasına yapışmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla marketin birinde dolaşırken raflarında ambalaj içinde 9.90 lira fiyatıyla satışa sunulan, her biri 5 bin liralık kredi paketlerini gördüğümüzde gidişatı bildiğim için ben şaşırmamıştım ama arkadaşım çok şaşırmıştı. Tüketim yapmak için para ya da borç bulmaya bu kadar kolay ulaşmak sistemin gereğiydi.
Anlaşılacağı üzere dünya ekonomik sisteminin en zayıf halkası dolar-kredi sistemidir. Dikkatle takip edilmesi gereken en önemli husus budur. İleriki günlerde bu hususa odaklanan paylaşımlar yapacağım.
Sınırsız tüketimin bir diğer ayağı sisteme entegre ülkelerin tüketimin önündeki her türlü engeli bertaraf etme iradesidir.
Bu hususta şimdilik ortada ciddi bir sıkıntı görünmüyor. Entegre ülkeler tüketimin ve küresel ticaretin önündeki engelleri ortadan kaldırmak için elinden geleni yapıyor. Serbest ticaret anlaşmaları imzalanıyor, vizeler teker teker kaldırılıyor, ithalat ve ihracatta vergiler ve denetimler azaltılıyor-kolaylaştırılıyor, lojistik hız artırılıyor.
Tüketime katkı yapabilecek her fırsat değerlendiriliyor. Bir çok standart zorunlu hale getirilerek insanların o standarda para harcaması sağlanıyor.
Bazı konularda standartların olması faydalıdır. Ancak bu standart konusu ileriki on yıllarda insanları oldukça bunaltacak görünüyor. Çünkü ileriki yıllarda tüketimi artırmak için insanların önüne saçma sapan standartlar konulması muhtemeldir. Bu tür şeyler önce batılı ülkelerde başlar. Mesela batıda önümüzdeki yıllarda ağustos ayında herkesin delikli ayakkabı giymesi zorunlu standart olabilir! Aynı şekilde ocak ayında illa da bot giymek mecburi standart halini alabilir! Örnekler komik görünüyor ama konuyu ve gidişatı en iyi böyle anlatabilirdim.
Netice itibariyle gelişmiş ülkelerin borç, enflasyon, büyüme, isdihdam vb. verilerine bakarak küresel ekonominin gidişatını anlamaya çalışmak yanıltıcıdır. Sistem sınırsız tüketim ve üretim üzerine inşa edilmiştir. Üretim de tüketim de artık gelişmekte olan ülkelerin konusu ve sorunudur. Kriz veya iyi gidişat gelişmekte olan ülkelerin topyekün verilerine bakılarak anlaşılabilir.
Hal böyle olunca abd veya Ab’nin istihdam verileri görece önemsiz hale gelmiştir ama mesela Brezilya da veya G. Kore de çalışanların daha yüksek ücret talebiyle greve gitmesi küresel ekonomi için daha ciddi bir problemdir. Çünkü bu ülkelerin şirketlerinin çoğu bu tür ülkelerde faaliyet göstermektedir. Bu ülkelerde meydana gelebilecek grev veya ücretlerdeki artış ya da ne bileyim ciddi çevre hareketleri veya yabancı sermaye aleyhtarlığı vb hareketler üretilen sanayi ürünlerinin maliyetlerinin artmasına, dolaylısıyla da tüketimin (pahalılık nedeniyle) azalmasına yol açacaktır.
Tabi ki bir iki ufak az gelişmiş ülkede ortaya çıkan problemler ciddi sorunlar doğurmaz ama çoğu az gelişmiş ülkelerde ucuz üretimi veya sınırsız tüketimi olumsuz yönde etkileyici her oluşum, en az 30-40 yıllık bir süre için kurgulanan küresel ekonomik düzeni kaosa sürükleyebilir.
Küresel ekonomide sistemin özü olarak tanımladığım üretim ve tüketimle ilgili hususlar dışında olup küresel sistemi olumsuz etkileyebilecek iki harici konu vardır;
İlki “ülkeler arası konsensüs”dür
Yukarıda yazdıklarımı dikkatli süzenler şunu rahat farketmiştir: dünya ekonomik düzeni sisteme entegre tüm ülkelerin konsensüsüyle yol almaktadır. Bu konsensüsde çatırdamalar oluşması küresel ekonomik sistemde de çatırdamalara yol açar. Bu olumsuzluk zayıf ülkelerden ziyade batının birkaç büyük ve ileri sanayi ülkesi artı Japonya, Çin ve Rusya’dan birinin oyunbozanlık yapması halinde ortaya çıkar.
İkinci harici husus gelişmiş ülke borsalarında küresel ekonomiden bağımsız olarak bir ülkede meydana gelebilecek borsa çöküşleridir. Herhangi bir gelişmiş ülkede meydana gelebilecek bir borsa çöküşünün önce diğer ülke borsa çöküşlerini tetikleyerek finansal bir çöküşe yol açıp ardından ekonomik çöküşü de tetikleyebileceği riski vardır.
Bu risk gelişmiş ülkelerce haddinden fazla önemsenmektedir. Böyle bir risk ortaya çıktığında bu ülkeler borsa çöküşlerini engellemek için elden ne geliyorsa yapacaklardır. Hatta (biraz iddialı olacak ama) gerekirse doğrudan ve belki de gizlice, devlet eliyle hisse senedi alınabilir. Bunda şaşılacak bir şey yok. 2008 krizinde “batmayacak kadar büyük” denilip iflas eden bazı şirketler devlet eliyle kurtarılmadı mı?
Buradan şu sonuca varıyoruz: küresel ekonomik düzen, ekonomik yönden çökmedikçe borsalarda (mesela dow, dax, ftse) sert düşüşlerden sonra ama yeni diplere varılmadan önce sert yükselişler olacaktır. Bu yazdığıma örnek olarak 2011 yılının ağustos-ekim dönemini örnek verebiliriz.
Özetlersek küresel ekonominin gidişatını anlamak için genelde bakılan ve kontrol edilen şeyler hatalıdır. Bana göre odaklanılması gereken hususları yukarıda yazdım. Ucuz ve bol üretim ile sınırsız tüketim konunun merkezindedir. Bu iki hususla ilgili çıkabilecek her türlü engel muhakkak bertaraf edilmeye çalışılacaktır.
Bazan yol kazaları, yanlış hesaplamalar vb. nedenlerle bazı tıkanıklıklar da olacaktır. Mesela 2014 yılının ilk aylarında böyle bir olumsuzluk; beklentim dahilindedir. Böyle bir olumsuzluktan Türkiye’de etkilenebilir. Ancak alınacak global ölçekte önlemlerle bu tehlike de atlatılacaktır (ötelenecektir).
Bana göre Sınırsız üretim ve tüketim olgusu uzun bir süre Küre'nin kaderidir. Muhakkak bu süreç yaşanacaktır.
20 Ekim 2013 Pazar
USDJPY, GÜNCEL ELLİOT SAYIMI
Usdjpy paritesinde alt sayımlarda birkaç alternatif mevcut. Kafa karıştırmamak için hepsini vermiyorum. 100.62 seviyesi görülmediği sürece üsteki sayım üzerinden gideceğim.
[1] nolu dalgayı ilerleyen diagonal paterni alternatifiyle saymamın sebebi diğer itkisel sayım alternatiflerinde (1),(3)/(2),(4) kanal çizgilerinin düzgün çizilemiyor olmasındandandır.
Biraz daha detaylı sayımım alttaki grafiktedir.
ÖNEMLİ UYARI: Paritelerde elliot analizi yapılabilirliği tartışmalı bir konudur. Ayrıca konjonktürel olarak son dönemde bir çok Merkez Bankasının para birimleri üzerinde kurdukları baskı ve ölçüyü aşan müdahaleler paritelerde elliot kalıpları dışına taşan paternler ortaya koyabilir veya düşük olasılıklı alternatiflere sapmalar olabilir. Bu nedenle elliot analizlerini alım satım konusu yapmaktan ziyade perspektif oluşturmak, olası riskleri tespit etmeye çalışmak, gelecekle ilgili öngörüye sahip olmak vb. amaçlar için kullanmak taraftarıyım. Her halükarda paritelerde (manuel veya robot yazılım farketmez) sistematik alım satım yapılmasının doğru yöntem olduğu düşüncesindeyim.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
USDJPY, UZUN VADE ELLİOT ANALİZİ
USDJPY paritesinde supercycle ölçekte 5 dalga subat 2011’de 75.56 seviyesinde sonlanmış görünüyor. Devam eden süreçte büyük bir ihtimalle primary [I] dalgası tamamlanmış olmalı. Yine de primary [I] dalgasının henüz bitmeme ihtimalini göz önünde bulundurmalıyız.
Bu sayım büyük ölçekte bir sayımdır. Bir çırpıda büyük resmi görebilmek amacıyla paylaşıyorum. Ayrıca Güncel durum ve detay içermemektedir. Alt dalgalara inen daha detaylı sayımımı bu analizden sonra paylaşacağım.
ÖNEMLİ UYARI: Paritelerde elliot analizi yapılabilirliği tartışmalı bir konudur. Ayrıca konjonktürel olarak son dönemde bir çok Merkez Bankasının para birimleri üzerinde kurdukları baskı ve ölçüyü aşan müdahaleler paritelerde elliot kalıpları dışına taşan paternler ortaya koyabilir veya düşük olasılıklı alternatiflere sapmalar olabilir. Bu nedenle elliot analizlerini alım satım konusu yapmaktan ziyade perspektif oluşturmak, olası riskleri tespit etmeye çalışmak, gelecekle ilgili öngörüye sahip olmak vb. amaçlar için kullanmak taraftarıyım. Her halükarda paritelerde (manuel veya robot yazılım farketmez), sistematik alım satım yapılmasının doğru yöntem olduğu düşüncesindeyim.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
BIST100 GÜNCELLEME, 20.10.2013
Aslında son analizimizden beri çok şey değişmedi. Ayrıca bir haftalık aradan sonra endeksin nereden açıldığını görüp analizi güncellemek daha iyi olabilirdi. Ancak endeksin gidişatında önemini sık sık vurguladığım 83bin-85bin boşluğunu bir kez daha hatırlatmak anlamında analizimi bugünden güncelledim.
Endeksin kısa vadeli yükselişine devam edeceğini düşünüyorum. Ancak grafik üzerinde de gösterdiğim gibi endeksin fiyatı sarı band bölgesinin üstüne çıkmadığı sürece endeksin düşüş trendi içerisinde geçici bir yükseliş evresinde olduğunu ve düşüş trendinin devamı halinde önce 59 bin’lerin ve sonra 47’binlerin hedef haline geleceğini düşünüyorum. 83bin-85bin boşluğunun dolması halinde bu hedeflerden vazgeçmek gerekir.
Özetlersek, 13 eylül’de alım yeri olarak gördüğüm 70 bin seviyesinden hisse alınmamışsa 85 bin üstüne çıkılmadan da alınmaması gerektiği görüşündeyim.
70 bin seviyesinden hisse almış olanlara önceki analizlerimde 80 bin seviyelerinden kar realizasyonu gerektiğini veya elde ettikleri karlarını gözden çıkartmaları şartıyla daha yukarıları hedefleyebileceklerini yazmıştım. Bu anlamda 70 bin seviyesi stop bölgesidir.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
19 Ekim 2013 Cumartesi
EURUSD, ELLİOT GÜNCELLEME
EURUSD'de uzun vadeli elliot öngörüm aşağıdaki linktedir.
Bu da geçen hafta paylaştığım ve orta vadede takip ettiğim elliot sayımı.
Aradan geçen kısa zaman içerisinde çok fazla bir değişiklik yok. Ancak eurusd şimdilik analizde öngördüğümüz şekilde ilerliyor. beklediğimiz şekilde kısa bir düzeltmeden sonra tekrar yukarı hareket başladı. Ancak düzeltmenin beklediğimizden biraz kısa kaldığını kabul etmeliyiz. Yeni güncel grafiği ve sayımımı aşağıdaki grafikte gösterdim.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
ALTIN, KISA VADE GÜNCELLEME
Altın, kısa vadede blogdaki son analizimde ve twitter'da sıkça yazdığım gibi 1267 den aşağısını görüp çok hızlı bir şekilde yükseldi. Bundan sonraki kısa vade beklentim ise aşağıdaki grafikte...
Kısa vadede yükseliş bekliyorum. Bu yükseliş 1450-1500'lere varabilir. Ancak grafikte gösterdiğim gri band içinde günlük kapanış olması durumunda altının ons fiyatının yataya gireceğini düşünüyorum.
Aslında kısa vadeli altın analizleriyle bir nevi oyalanma modundayız. İşin doğrusu bu. Forex'ciler zaten sistematik alım satım modeliyle işlem yapmak zorundalar. Bu tür analizler ancak yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Diğer altın yatırımcılarına da bu tür kısa vadeli altın analizlerinin çok bir faydası yok bence. Önemli olan altın fiyatlarının bu seviyelerden itibaren misal 1800-2000'lere yükselip yükselmeyeceğini veya 800-1000 seviyelerine düşüp düşmeyeceğini ortaya koyabilmektir. Bendenizin de esas yapmaya çalıştığı budur. Ancak piyasalar bize her zaman ipucu vermez. Böyle dönemlerde beklemesini bilmeliyiz.
Yakın bir zamanda altın öngörümde sabırlı olmamızın meyvesini alacağımızı düşünüyorum. Bu yazdığım iki şekilde olabilir: ya çok daha düşük seviyelerden altın alabilme fırsatını yakalamak veya bu seviyelere yakın seviyelerden itibaren gerçekleşebilecek bir yükselişi fırsata çevirebilmek...
Hangi ihtimalin böyle bir fırsat sunacağını tespit etmek için beklemedeyiz.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
9 Ekim 2013 Çarşamba
EURUSD, KISA-ORTA VADE TEKNİK VE ELLİOT ANALİZİ
Elliot sayımlarımda kısa vadede bir[ b] düzeltmesinden sonra yeniden yükseliş olmasını bekliyorum.
Teknik (trend) yönünden kısa vade beklentim üstteki grafik üzerinde yazdığım gibidir.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
EURUSD, UZUN VADE ELLİOT ANALİZİ
Daha önce EURUSD için yaptığım uzun vadeli analizi paylaşmıştım. Eurusd’nin ana hareket mantığı o analizde olduğundan hatırlanmasında fayda vardır. O analize bu linkten ulaşabilirsiniz:
Bu analiz eurusd’ye elliot sayımları açısından bakışımızı gösteriyor. Paritelerde elliot analizi tartışmalı bir konudur. Ancak insanlar için tamamen muğlak olan “geleceğin” biraz aydınlanması için başka bir seçeneğimiz de yok. Bu nedenle eurusd elliot analizini daha ziyade bir yardımcı unsur olarak düşünmeliyiz. Altını çizerek belirtmeliyim ki bana göre forex’te sistematik alım satım tarzından başka kazanma yolu yoktur. Paritelerde Analizler ancak riski kontrol etmede ve perspektif yakalayabilmekte faydalı olabilir.
Eurusd elliot sayımlarında maalesef birden fazla alternatifimiz var. Bu işin kötü tarafı. İyi tarafı ise hemen hemen hepsinin çoğunlukla gidişatları belli bir yere ve zamana kadar aynı.
Aşağıda gösterdiğim grafik benim tercih ettiğim sayım. Ben bu sayım üzerinden gidiyorum. İlgisi olanlar yazının devamında vereceğim alternatiflere göz atabilirler.
Eurusd grafikten de açıkça görüleceği üzere son 5-6 yıldır sideways (yanal) ve complex (karmaşık) bir düzeltme kalıbı görüntüsünde. Bu durum eurusd’de eliot analizi yapmayı zorlaştırsa da zorluğun çoğu gitmiş durumda. İntermediate ölçekte bir üçgen kalıp tamamlanmak üzere.
Üçgende son [E] dalgası ilerliyor. Hedefi 1.38-1.44 civarı bir yer gözüküyor.
Bu sayım büyük ölçekli bir sayımdır. Yakın çekim ilerleyişi görmek için bu analizden hemen sonra paylaşacağım kısa-orta vade elliot analizine bakmalıyız. Ben burada kısa vade analizi paylaşmak yerine alternatif olabilecek sayımları paylaşmayı daha uygun görüyorum.
Alternatif sayımlar:
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
6 Ekim 2013 Pazar
MUAMMA!
Üstteki grafik borsamızdaki yabancı oranını gösteriyor. 2008 yılından beri düşüş trendi içinde. 2008 yılına göre yabancı oranı yüzde 10 civarı azalmış. Bu azalış aynı zamanda bir trend oluşturmuş. Eyvallah, borsamızı beğenmiyorlarsa tabi ki portföylerini azaltabilirler.
Ancak ortada garip bir durum var; yabancı oranı 5 yıldır bir trend halinde azalırken borsa, aşağıdaki grafikte göreceğiniz üzere tam tersi yukarı trend yapmış.
Görüldüğü gibi yabancı oranı 2008 den beri yüzde 10 düşerken tüm endeks aynı dönemde yüzde 35 yükselmiş! Ve bu durum birden bire değil, beş yıllık bir süreçte, adım adım ve trend halinde gerçekleşmiş.
Sonuçta ortaya çıkan görüntü şu: yabancı yavaş yavaş satıyor ama birileri yavaş yavaş alıyor.
İhtimalleri değerlendiriyoruz; hani belki yabancı “tüm endeks” içindeki sağlam (bist100) hisselerini satıp diğer hisselere yönelmiştir de bu garip durum ondan ortaya çıkmıştır! O da değil! öyle olsa aşağıdaki bist 100 grafiğİnde aynı dönemde aşağı yönlü bir trend oluşmalıydı!
Görüldüğü gibi gerek “endeks tüm” de gerekse bist 100’de 2008-2013 yılları arasında yükseliş trendi varken, aynı dönemde borsadaki yabancı oranında azalış var.
Yabancılar borsamızın tamamının yüzde 10’unu beş yıl içerisinde elden çıkartmışlar. Yabancı zaten yabancı olduğundan satılan bu hisseleri alanlar doğal olarak yerliler. Peki hangi yerliler almış? Ve neden almış?
İhtimaller:
A-Yerli büyük yatırımcılar almıştır.
B-Halk almıştır
C-Yerli emeklilik, sigorta, yatırım fonları vb. almıştır.
D:?
A’ya ihtimal vermiyorum. B olmadığını biliyorum. Çünkü yayınlanan raporlarda halkın borsaya ilgisi gittikçe azalıyor. C, bir ihtimal olabilir ama elde bu konuyla ilgili net bilgiler olmadığından C de değil, diyorum. Zaten C’dekiler almışsa dolaylı yoldan B’dekiler almış, demektir.
Bu üçünden biri değilse yabancının sattığını kim almış (veya göğüslemiş) ? burası muammadır. Bu muamma ile ilgili fikri olan varsa D’ye onu koyacağız.
ALTIN NE ZAMAN PARLAYACAK?
Altının fiyatı 1290’dan daha aşağısını gördükten sonra kısa vade anlamında karmaşık bir yapıya büründü. Yani kısa vade için renk vermiyor şu an. Birkaç gün daha beklemek gerekiyor. Yine de üstteki grafikte gösterdiğim şekilde altın 1339’dan daha aşağıda kaldığı sürece düşüş bandı içinde hareket etmesini bekliyorum. Bu durumda ilk etapta 1267 den aşağı seviyeler görülebilir.
Ancak fiyatın 1339 üstüne çıkması durumunda çizdiğim mavi bandın trend olarak çalışacağını ve bin beşyüz’e doğru bir hareket olacağını düşünüyorum.
Ayrıca yukarıda yazdığım gibi birkaç gün içerisinde oluşacak fiyat hareketi bize daha net bir fikir verecektir.
Buradaki kısa vadeli sıkıntıyı çözeriz. Bu önemli değil.
Altında esas problemimiz orta-uzun vadeli elliot analizi yapamıyor olmamızda. 2001-2011 yılları arasında elliot sayımları anlamında kitapta yazdığı gibi hareket eden altın, 2011-2013 yılları arasında teoriye uymayan kalıplar ortaya koymuş. Hadi ben çözemedim diyelim ama elliot teorisinin dünyadaki duayenlerinden de bu hususta ses seda yok. Birkaç sayım var. İnceledim, ama hepsi yakıştırma ve zorlama sayımlar. 2011-2013 arası oluşan kalıbın karakterini ve yapısını vermekten uzaklar.
Elde net bir elliot sayımı olmayınca şimdilik trend takibi ile yetinmek zorundayız.
Altın orta uzun vadede net bir düşüş trendi içerisinde. Zaman zaman beklenmedik yükselişler olsa da ve daha da olacaksa da uzun vadeli alım için bence 1180 den daha aşağısını görmek gerekir. Artık bu rakam 1000 mi olur 800 mü olur, o zaman bakarız.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
5 Ekim 2013 Cumartesi
ŞİRKETLER GÖÇÜ!
Tarihte, 375 yılında başlayıp birkaç yüzyıl süren, büyük bir coğrafi alanda ekonomik, sosyal, siyasal ve demografik anlamda köklü değişikliklere yol açan ilkçağ’ın sonlanıp ortaçağ’ın başlamasına neden olan Kavimler göçü’nden sonra yeryüzünün en büyük göçü yaşanıyor. Bu göç, bu sefer insan göçü değil! Şirketler göçü!
Göç, batının sanayileşmiş, gelişmiş ülkelerinden, sanayileşememiş az gelişmiş ülkelerine doğru; yani batı ve kuzeyden doğu ve güneye doğru yayılıyor.
Gerek ücret gerek diğer haklar anlamında çalışan haklarının en üst seviyede olduğu kendi gelişmiş ülkelerinde ucuz işgücü bulamayan (sanırım bulmalarına müsaade edilmeyen) şirketler yaklaşık 20-30 yıldır ülkelerini terketmeye başlayıp gurbetin yolunu tutmuş durumda.
Sıla hasreti çekip çekmediklerini bilmiyoruz ama elde ettikleri karlarla eve (ülkelerine) ekmek götürdüklerini biliyoruz. Az gelişmiş ülkelerden gelişmiş ülkelere yapılan kar transferlerindeki yüksek artıştan bunu anlıyoruz.
Şirket demek, sürekli kar etmek; acımasız rekabet etmek, demek. Her gün yemek yeme zorunluluğu olan insanlar gibi şirketler de belirli zaman dilimlerinde kar etmek zorundalar. Kar elde edemeyenler ayakta kalamaz.
Şirketlerin kar elde etmesi için ucuz üretim ve çok tüketim ön şart.
Tüketim konusu bir şekilde hallediliyor. Artık hiçbir görüş, düşünce veya ideoloji tüketim çılgınlığına karşı çık(a)mıyor.
Ancak ucuz üretim konusu öyle değil.
Gerçi ucuz üretimin olmazsa olmazlarından olan ucuz hammadde ve enerji temini yaklaşık 150 yıllık bir mücadelenin sonunda tatlıya bağlanmış. Hammadde ve enerji kaynaklarının çoğuna sahip olan az gelişmiş ülkeler ya pes etmiş ya da ikna olmuş. Artık bu kaynakların tamamı dünyaya (şirketlere) açık.
Gelgelelim ucuz üretimin olmazsa olmazlarından ucuz insan gücü konusu henüz tam anlamıyla çözülememiş bir konu. Şirketler göçünün ve küresel ekonominin yolu üzerindeki en önemli engel.
Şirketler göçü bir süreçtir. Artarak devam edecektir. Çünkü bu işin başka çözümü yoktur. Sanayi ve teknoloji çağının devasa ve köklü şirketlerinin sahibi gelişmiş ülkeler, bilinçli ve rahata alışmış kendi ülke insanının karşısına az hak ve az ücret talebiyle çıkamıyor. Geçmişte yaşanan acı tecrübeler de var. Geriye iki seçenek kalıyor ya zincirleme iflaslar ya da ucuz ücretlle çalışmaya razı insanların ülkelerine göç!
Daha önce fikirsel altyapısı oluşturulan ve Yaklaşık 20-30 yıldır hızlanarak devam eden bu süreçte tökezlemeler, gerilemeler de oluyor. 2008 yılı buna örnek gösterilebilir. Ancak her ne olursa olsun bu sürecin bu asrın sonlarına kadar devam edeceğini tahmin ediyorum.
Şirketler göçü ve beraberinde yaşanan değişim, paradigma değişimlerini de beraberinde
getiriyor. Artık eskinin kavramlarının bir çoğu ya geçersiz hale geldi ya da tanımları ve içerikleri değişiyor.
Değişen paradigmalar, Enflasyon, dış borç, likidite tuzağı, faiz, cari açık gibi bir çok ekonomik kavramın tanımları ve etkilerinde de köklü değişikliklere yol açıyor. Ancak görmekteyiz ki hala çoğu ekonomist bu paradigma değişimlerinin farkında değil.
Örneğin geçmişte az gelişmiş ülkelerle özdeşlenen dış borç tanımı artık gelişmiş ülkelerin karın ağrısı durumunda. Az gelişmiş ülkeler servet biriktiren ve borç veren ülkeler konumunda. 2008 krizinde iflasa sürüklenen bir çok Amerikan Bankasını aralarında para toplayıp batmaktan kurtaran G.kore, Çin gibi az gelişmiş ülkelerdi. 40-50 sene önce rüyada bile görülemeyecek şeyler bunlar.
Yine değişen ve daha da değişecek olan kavramlardan birisi “küresel ekonominin motoru konumundaki ülkeler” kavramı. Bu kavramda da ciddi değişiklikler oluyor. Şimdi ve önümüzdeki yıllarda küresel ekonominin sürükleyicileri ve motoru az gelişmiş ülkeler olacak. Artık dünya ekonomisi gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan krizlerden değil, gelişmekte olan olan ülkelerdeki krizlerden etkilenecek. Gelişmiş ülkeler kendilerinden önce gelişmekte olan ülkelerin krize girmemeleri için önlemler alacaklar. 18 eylül 2013’de ABD merkez bankasının gelişmekte olan ülkeleri ipten alan “para basmaya devam” kararı, bu yazdıklarımın tipik bir örneği.
Bu süreç, ciddi bir yara almadan yoluna devam ettiği sürece gelişmiş ülkelerin dış ülkelerde elde edilen karların kendi ülkelerine transferlerinde ciddi bir artış olacak. ABD’nin her yıl daha da artan dış ülkelerden kar transferleri buna örnektir.
Bu sürece paralel olarak az gelişmiş ülkelerin de işsizlik oranlarında iyileşmeler, istihdamda tarımdan sanayiye yöneliş ve dış borçlarda azalma gibi süreçler gözlenecektir.
Aynı şekilde, kürede imzalanan bir çok ikili veya uluslararası ticaret ve ekonomi anlaşmalarının amacı şirketler göçünün önündeki engelleri kaldırmak içindir. Hakeza bu göçe hazır olmayan bir çok az gelişmiş ülkenin artık yavaş yavaş şirket göçü alabilecek ekonomik, sosyal, siyasal vb. alt yapıya ulaşması için çalışılıyor.
Zaman zaman şirket göçü veren ülkelerle şirket göçü alan ülkeler arasında çatışmalar olması muhtemeldir. Sıkıntılı dönemlerde Gelişmiş ülke insanları “neden şirketlerimiz başka ülkelerin insanlarını iş sahibi yapıyor” suçlamalarında bulunacakken aynı şekilde az gelişmiş ülke insanları da “neden biz çalışıyoruz, karlar başka ülkelere transfer ediliyor” veya “o şirketlerin ürettiklerini neden biz üretmiyoruz” şeklinde tepkilere yol açacaktır. Bazı dönemler irtibat tamamen kopabilir de. Ancak aynı gemide yolculuk yapan her iki taraf bu konuları bir şekilde tatlıya bağlayacaklardır ve süreç devam edecektir.
Şirketler göçü tarihsel ölçekte bir çok sonuçlar doğuracaktır. Ben tahminlerimin bir kısmını yukarıda yazmaya çalıştım. Süreci ve doğuracağı sonuçların hepsini doğru tahmin etmek de, hepsini bu yazıya sığdırmak da mümkün değil zaten. Sırası geldikçe yazmak daha iyi.
İnsanların coğrafya değiştirerek göç etmeleri ile şirketlerin göç etmeleri arasında kurduğum benzerlik eleştirilebilir. Ancak kurduğum benzerlik iki göçün birebir benzerliği anlamında değil, iki göçün de zorunluluktan kaynaklanıyor olmasındadır. Her olguyu çağına göre değerlendirmek gerekir.
Kavimler göçü, dağılan Büyük Hun imparatorluğunun bir sonucu olarak ortaya çıkan güçlü Hun boylarının birbirleriyle olan sert rekabeti nedeniyle başlamıştı. Şirketler göçü de şirketlerin birbirleri ile olan acımasız rekabetleri nedeniyle başladı. Bu anlamda birebir benzerlik var. Ama şirketler göçü bir ülkenin dağılması sonucu başlamadı. Bu yönden benzerlik yok.
Bu şekilde bir çok benzerlik ve aykırılıklar sıralanabilir. Bunların hepsini yazmaya lüzüm yok. Ancak kesin olan bir şey var:
Şirketler göç ediyor ve bu göç bana göre kapitalizm ve sanayi çağının gidişatında asırları etkileyecek sonuçlar doğuracak!
ENDEKS'TE TREND YÖNÜ
Endeks haftayı 76106’dan kapandı. Geçen hafta hafif bir yükseliş beklediğimi yazmıştım. Endeks haftayı hafif bir yükselişle tamamladı. Haftaya yine bu tür bir yükseliş bekliyorum.
Her hafta milletin ağzına bir sakız atılıyor, çiğnesin dursun, diye. Geçen haftanın sakızı ABD’nin kapanmasıydı. Neredeyse koca ABD’yi batırıp haritadan sileceklerdi! Peki ABD batacaktıysa neden borsalar tepetaklak aşağı gitmedi!
Sık sık yazıyorum, haber ve veriler bizlere ulaşmadan çok önce en az yüzde 80-90 oranında fiyatlanır. Bazan yüzde 110 veya yüzde 150 fiyatlanır. Haber ve verileri takip ederek borsalardan kıl kopartmak imkansız değilse de ona yakındır.
Bana göre daha doğru olan; fiyatı ve trendleri takip etmektir. Tabi ki fiyat ve trendleri takip ederek kazanmak da o kadar kolay değildir. Ama en azından imkansız değil. Piyasalar hareket ederken gerçek trendi de saklamaya çalışır. Ancak biraz dikkat, biraz da tecrübeyle saklanmaya çalışılan trend ve fiyat hareketi farkedilebilir. Yardımcı unsur olarak elliot sayımı da sizi desteklerse her zaman büyük belirsizliler içeren “gelecek” biraz daha aydınlanmış olur.
Burada önemli olan hangi vadedeki trende bakdığınızdır. Kısa vadeli trendler daha kısa ve daha dar, orta-uzun vadeliler ise daha uzun ve daha geniş olur.
Güncel bist100 grafiğimiz üssteki gibi. Kısa vadeli trendi kırmızı çizgilerle gösterdim. Bana göre aktif olan trend bu. Aynı şekilde birkaç aydır içinde bulunduğumuz orta vadeli trend, gri renkli olan. Şu an pasif olduğu (fiyat bu trendin tersine ilerlediği) için gri renkli gösterdim. ayrıca bu trendin bu kadar yatay gideceğini de düşünmüyorum. bana göre aşağı yönlü olarak daha diklenecek. şimdilik öyle çizdim.
Grafik çok açık çizgiler içerdiği için fazla izahata gerek yok. Ancak kısaca özetlersek; kısa vadede 81 bin’lere doğru bir hareket var. Bu hareketin sonlanmasından itibaren tekrar orta vadeli düşüş trendinin tetikleneceğini düşünüyorum.
Ancak endeks düşüş trendine başlarken bıraktığı 83 bin-85 bin boşluğunu doldurursa bana göre düşüş trendi sonlanır.Böyle bir durumda geçen hafta bahsettiğim 47 bin veya daha aşağısı hedefinden vazgeçmeli ve yeni bir değerlendirme yapmalıyız.
Son zamanlarda elliot sayımı yapmakta diretiyorum. Tereddüt ettiğim noktalar var. Bu tereddütlerim ortadan kalktığında yapacağım.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
1 Ekim 2013 Salı
ALTIN'DA 1290 SEVİYESİ
28 eylül'de üstteki linkdeki altın analizimi paylaşmış ve 1290 seviyesinin parametre seviyesi olarak gördüğümü, bu seviye aşağı kırılmadığı sürece altın'da hedef 1500'ler olabilir demiştim.
Dün gerçekleşen hareket ile altın fiyatı 1290'ın altına sarktı. Şu an 1287'de. Bu durum altının en azından şimdilik yükselişini ertelediği gibi, daha fazla düşüşü de gündeme getirdi.
Yukarıda kısaca izah ettiğim nedenlerle şimdilik altın yatırımını riskli görüyorum. İlk etapta 1260'lı seviyelerin görüleceğini düşünüyorum. İlerleyen zamanda daha aşağı seviyeler de görülebilir.
Piyasayla inatlaşılmaz. o ne derse o'dur. Aşağı gitmek arzusundaki altına direnmek kaybettirir. Akıllı yatırımcı fiyatı takip eden ve riski sınırlayandır.
Yeri gelmişken bir husus daha belirtmemde fayda var.Yazdıklarım fiziki altın yatırımı (kuyumcudan alınan canlı altın) ile ilgili değildir. Fiziki altın yatırımı doğası gereği uzun vadeli yatırımdır. Kısa aralıklarla alınıp satılması zordur. benim şu ana kadar yaptığım analizlerin hepsi kısa vadeye dönük, forex'de veya internet ortamında hemen alınıp satılabilen altın içindir.
Altın'da uzun vadeli yatırım için uygun zamanın geldiğini henüz düşünmüyorum. Zaten önceki analizlerime göz atanlar görmüştür; Altın'ın genel görünümde ayı (düşüş) piyasasında olduğunu, gerçekleşen bazı yükselişlerin düşüş içerisinde geçici yükselişler olduğunu yazıyorum.
Fiziki altın almada uygun zamanın geldiğini düşündüğümde, bunu paylaşacağım.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
29 Eylül 2013 Pazar
BİST100'DE OLASI RİSKLER
Önce şunu hatırlayalım: 13 eylül tarihli analizimde 70 bin'i alım yeri ve 76 bin ve 81 bin’i hedef olarak göstermiştim. Milimetrik denecek ölçüde hedefimize vardık. Devamı için ise 83 bin-85 bin boşluğunun dolmasının şart olduğunu, o boşluğun dolması halinde yeni bir zirve ihtimalinden bahsedebileceğimizi belirtmiştim. Geçen hafta ise “ahmak rallisi” dediğimiz bir borsa hareketi türünün olasılığından bahsetmiştik.
Borsa geçen haftayı sessis sedasız bir gerileme ile geçirdi. Bahsettiğim 83 bin-85 bin boşluğundan iyice uzaklaştı. Ahmak rallisi ihtimali arttı.
Ahmak rallileri derin düşüşler öncesinde ve genelde düşüşün yarısı gerçekleştikten sonra yatırımcıların borsada düşüşün sonlandığına inanmalarını sağlayan sert ve hızlı, ancak zirveye varmayan yükselişlerdir.
Borsalarda hiçbir şeyin yüzde yüz kesinliği yok. Yapmamız gereken şey olasılıkları disipline ederek değerlendirmektir. Bu açıdan bakıldığında eğer 63 bin-81 bin yükselişi bir ahmak rallisi ise endeksin şu an inanamıyacağımız seviyelere düşmesi gerekir. Bu seviye belki de 39 bin olacaktır. Ancak şimdilik 47 bin diyelim.
Özetlersem: 85 bin yukarı kırılmadığı sürece “şimdilik” hisse alınmasını riskli görüyorum. 85 bin yukarı kırılırsa yeni zirve ihtimali yükselir. burada parametremiz 85 bin.
Bist100’de başka detaylar da var. Kısaca göz atmak faydalı olur.
18 eylül’de fed’in açıkladığı sürpriz “para basmaya devam” kararını “fed yabancıların az gelişmiş ülkelerden hasarsız çıkmalarını sağlamak amacıyla böyle bir karar aldı” şeklinde yorumlayanlar var. Alınan bu kararın bu anlama gelebileceği bence de mümkün. Ama kesin değil. ipuçlarının bu iddiayı desteklemesi gerekir. Ben bu konuda üç ipucu olduğunu düşünüyorum.
İlki borsadaki yabancı oranı. Yabancı oranında son günlerde düşüş var ama şiddetli değil. Bunu aşağıdaki grafikten görebilirsiniz.
İkincisi tahvil piyasası. Aynen borsada olduğu gibi son birkaç gündür tahvil piysasından da çıkışlar var ama onda da çıkış sert değil.
Üçüncü göstergem döviz talebi. Yabancıların döviz talebini biz değil sadece Merkez Bankası biliyor. Bu durumda fiyata bakarak bir şeyler söylememiz gerekir. Dolar ve Euro fed kararı açıklandıktan sonraki gün hariç, sert yükseldi. Bu yükselişin sebebinin yabancı talebinden kaynaklanmış olması muhtemel. Sonuç olarak üç göstergemizden ikisi yabancı çıkışı için çok bir şey söylemiyorsa da üçüncüsü, yabancının çıkma arzusunu yansıtıyor, diyebiliriz.
Önümüzdeki günler bize daha net fikirler verecek. Bu hafta hafif bir yukarı tepki olabilir. Yeni görüntüye göre güncellememizi yaparız.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
28 Eylül 2013 Cumartesi
ALTIN'DA SON DURUM
Birkaç haftadır altında analiz yapmıyorum. Çünkü belirsizliğin ortadan kalkmasını bekledim. Ne yazık ki bana göre teknik belirsizlik hala ortadan kalkmadı. Yine de güncel durumu izah etmekte fayda var.
Altın 2011 yazından beri ayı (düşüş) piyasasında . bu durum zaten yukarıdaki grafikten net bir şekilde anlaşılıyor. Son birkaç aya baktığımızda ayı piyasası içinde 1180’lerden itibaren yukarı bir tepki hareketi görüyoruz. Soru şu: bu yukarı tepki hareketi daha devam edecek mi yoksa tekrar düşüşe devam mı? Tabiki bu soruya kesin cevap vermek her zaman mümkün değil. Böyle durumlarda pratik çözümler bulmak daha doğru.
Şu anki görüntüye bakılırsa 1500’ler görülecek gibi. Ancak başta da söylediğim gibi genel görünümde altın orta-uzun vadeli bir düşüş dönemi içinde. Az yükselip çok düşüyor. O halde altınla ilgili analizlerde yukarıyı hedefleyen analizlere daha az güvenip aşağıyı hedefleyen analizlere daha çok güvenmemiz daha doğru olur.
Benim hesaplamalarıma göre 1290 çizgisi fikir değiştirme bakımından önemli bir seviye. Buna göre 1290 seviyesi parametre olarak kabul edilebilir. 1289 zararına satış seviyesi olmak şartıyla, güncel fiyat olan 1334 den işlem yapılıp 1500-1550 ler hedeflendiğinde 35 dolar zarar ihtimaline karşı 200 dolar kar ihtimali trade edilmiş olur. Bu, Risk/getiri oranı olarak 1/6 demektir ki çok iyi bir orandır.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
25 Eylül 2013 Çarşamba
ALTIN GÜVENLİ LİMAN MIDIR?
Yukarıdaki grafik 700 yıllık bir zaman diliminde, altının reel değerini gösteren grafiktir. Başlangıcı neredeyse Osmanlı’nın kuruluşuna denk geliyor. Bu grafikle giriş yapmamın sebebi ise altınla ilgili halk arasında, medyada analiz ve yorumlarda, klişeleşen bazı kavramların aslında sorgulanması gereken kavramlar olduğunu göstermek içindir.
Grafikler, herhangi bir şeyin kabaca ama hızlıca tarihini gösteren araçlardır. Örneğin üstteki grafikten, altının 1500 lü yıllardan itibaren hızla değer kaybettiğini görüyoruz. Bunun sebebinin coğrafi keşiflerle birlikte sömürge ülkelerinden elde edilen altınların eski dünyaya taşınmasıyla birlikte altının bollaşması olduğunu düşünüyorum.
Grafiğe dikkatli baktığımızda, büyük kargaşa ve büyük savaşların olduğu Fransız ihtilali, Napolyon savaşları, birinci ve ikinci dünya savaşlarında altının reel değerinin artmadığını tersine çok değer kaybettiğini, 1929 büyük buhranından sonra fiyatının yatay gittiğini, yine ekonomik ve sosyal yönden sıkıntılı olayların yaşandığı 1970’li ve 1990’lı yıllarda altının reel olarak çok değer kaybettiğini görüyoruz.
Son 700 yılda yukarıda saydıklarımdan daha kötü dönemler yok. O halde altın güvenli olacaksa bu dönemlerde olmalıydı. Bu dönemlerde altın reel değer kaybediyorsa altından güvenli liman olarak bahsetmek ne kadar doğru bir yaklaşım olur?
Sonuçta; Altının güvenli liman olmaktan uzak olduğu açıktır. Altına , bir spekülasyon aracı olarak bakmak daha doğru bir yaklaşımdır.
İstisnai olarak, kendi vatanı dışındaki ülkelerde yaşayan kişiler için olağanüstü durumlarda gerektiğinde varlığını altın olarak yanına alıp göçebilmesi gerektiği durumlarnda altın için “güvenli liman” kavramını kullanabiliriz.
Yine grafikten devam edersek anlıyoruz ki, altın iyi gün dostudur. Daha doğrusu altın ekonomilerin büyüdüğü, paranın bollaştığı ve bolca basıldığı, insanların barış ve bolluk içinde olduğu dönemlerde değer kazanmaktadır. irdelenmesi gereken diğer bir husus “altın her zaman kazandırır, al bir kenarda dursun” klişesidir. Bu klişe de yanlıştır. Bunu yukarıdaki tarihsel ölçekli grafikten anlayabiliyoruz. Ancak aşağıdaki grafikte bu klişenin geçersizliği çok daha belirgindir.
Görüldüğü gibi 1978-1979 yıllarında altın hızla yükselerek birkaç yıl önceki fiyatının 7-8 katına yani 800 dolar civarı fiyata yükselmiştir. O yıllarda “altın her zaman kazandırır, al bir kenarda dursun” düşüncesine sahip bir kişinin aldığı altınlar sonraki 22 yıl boyunca değer kaybetmiştir. Aldığı fiyata tekrar satabilmesi için 30 sene beklemesi gerekmiştir. Üstelik 30 yıllık alternatif yatırım kaybı buna dahil değildir.
Sonuç olarak altını süs ve ziynet eşyası, spekülasyon aracı vs olarak tanımlayabiliriz.
Altın, diğer tüm finansal araçlar gibi, düşük fiyattan alınabilirse iyi kar elde edilebilecek bir finansal enstrümandır.
Altın, diğer tüm finansal araçlar gibi, düşük fiyattan alınabilirse iyi kar elde edilebilecek bir finansal enstrümandır.
Altının güvenli liman olduğu düşüncesi ise bana göre hurafedir!
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

























