1 Ağustos 2013 Perşembe

DOLAR-TL, BÜYÜK RESİM.

          Üstteki grafik Dolar-TL’nin tarihsel grafiği. altı sıfır silinmiş olduğundan,  1 Dolar’ın yaklaşık 2 TL olduğuna bakmayın. 1940’lı yıllarda 1 Dolar  1 TL iken, 2013 yılında 1 Dolar  1.940.000 değerine ulaşmış. İşin aslı şudur; TL, Dolar arşısında 70 yılda 2 milyon kat değer kaybetmiş.
        Yine grafiğe baktığımızda 2002 yılına kadar inanılmaz bir yükseliş var. 2002’den itibaren  Dolar-TL’nin genelde 1.20-1.80 arasında 12 yıldır aşağı yukarı sallanıp durduğunu görüyoruz.
        Grafikten ve benim çizdiğim kırmızı çizgilerden anlıyoruz ki Dolar-TL’nin fiyatı son 11 yılda Merkez Bankasınca 1.20-1.80 arasında dengelenmiş
          Bu dengelemenin sebebleri ise belli.
    Ucuz Dolar duruma göre doğrudan veya dolaylı olarak enflasyonu, faizi ve işsizliği azaltır. Ucuz Dolar'la bu nasıl olur’un detayına girmiyorum. Çünkü konumuz bu değil. Ama bir iki örnek verebilirim. Dolar'ı ucuz tutarsan ithalatı ucuzlatırsın ve enflasyon düşer. Dolar ucuz veya stabil tutarsan şirketler Dolar’la borçlanmaktan çekinmezler. Borç aldıkları parayı yatırım yaparlar ve işsizlik azalır. Bunun gibi daha onlarcası sayılabilir.
        Burada önemli olan Merkez Bankasının ortaya koyduğu bu hedefte başarı sağlanmış mı ve şu anda durum ne?
         Merkez Bankasının 2002 den beri uyguladığı bu politikada başarı sağladığını görüyoruz. Tabi ki Dolar'ın sahibinin de Dolar’ın değerini düşürmesi sayesinde…
         Ancak üsteki grafiğe tekrar baktığımızda görüyoruz ki 11 yıldır 1.20-1.80 arasında oluşan denge son bir yıldır bozulmuş. Yani dengenin sınırı olan 1.80 seviyesi (kırmızı çizgi) aşılmış.
         Dengenin bozulması hayra alamet değil, tabii. Enflasyondan, yabancı sermaye girişine, sanayicilerin maliyetlerinin artmasından ithal tüketimin kısılmasına kadar bir çok temel faktörü etkilemektedir. Yani bir ülkenin gelişmesi ve refahı üzerinde olumsuz etki edebilecek üç baş belası; enflasyon, faiz ve işsizlik artmaktadır. Burası çok önemlidir ve bugünkü güncel durum da budur.
      Merkez Bankası Dolar fiyatını tekrar 1.80’den aşağıya düşüremedikçe bu olumsuz durum devam edecektir. Fiyatın 2 TL ve daha yukarılara çıkması ise enflasyonu, faizi ve işsizliği azdıracaktır. Merkez Bankası bu durumda doğal olarak sırasıyla iki şey deneyecektir:
    1) Dolar fiyatını tekrar 1.80’den daha aşağıya çekerek tekrar eski tatlı günlere dönüşü sağlamak.
   2) Bunu başaramıyorsa bile kötünün iyisi bir seçeneğe yönelmek, yani 1.80-2 tl arasında yeni ve geçici bir denge oluşturmak. hedeflenen bu yeni denge seviyesini aşağıdaki grafikte yeşil band olarak gösterdim.
   


         Burada  sorulması  gereken  soru  şudur, Merkez  birinci seçeneği; o olmuyorsa ikinci  seçeneği başarabilir mi?      
           Bana göre dünya ekonomi-finans konjonktüründe ciddi bir kriz meydana gelmezse en azından ikinci şıkta yazdığım 1.80-2 TL dengesini rahat başarır. Ancak şurası çok önemlidir ki uluslararı bir ekonomi ve finans krizi  olması durumunda (temenni etmem ama) pek bir şey yapılabileceğini zannetmiyorum. Geçtiğimiz ay gördük: Merkez her gün adeta nefes almadan müdahale etmesine rağmen Dolar bana mısın, demedi. Ne zaman ki küresel riskler azaldı, Dolar’ın da ateşi düşmeye başladı.
          Şunu unutmamalıyız; Türkiye’ye sıcak para getirmiş olan yabancı banka ve fonlar Küresel bir risk durumunda sürü psikolojisiyle ve arkalarına bile bakmadan Dolar’larını alıp kaçmak isteyeceklerdir.
           Şimdi gelelim Dolar-TL’de bundan sonra neler olabileceğine

           Yukarıdaki grafikte üç önemli seviye (çizgi) çizdim. Bunlar bize gelecekte neler olabileceğiyle ilgili gerçek ipuçları verecektir. Çizgileri tek tek açıklıyorum:
          Kırmızı yatay çizgiler 1.20-1.80 arasını kapsıyor. Dolar bu çizgiyi kırarak 11 yıllık güzel günlere (yüksek büyüme ve refaha) en azından şimdilik son vermiş. Fiyat tekrar bu iki çizgi arasına girmedikçe eskiye göre daha fazla enflasyon, yüksek faiz, ve işsizlik olması muhtemeldir. Şu anki görüntü Dolar'ın fiyatının tekrar o seviyelere gelmesinin hayal olduğunu gösteriyor.
        Yeşil band alanı: 1.80-2TL arası bir fiyatı temsil ediyor. eğer Dolar en azından bu bandın içinde tutulamazsa, yani Dolar-TL’nin fiyatı 2 TL’yi aşarsa ekonomik durum gerçekten kötüye gider. Bu band aralığı,  Merkez Bankasının fiyatı bu band içinde tutmak için her şeyini ortaya koyacağı seviyelerdir.
          Ben şahsen önümüzdeki aylarda bu bandın yukarıdan delineceğini ama Merkez’in çabalarıyla tekrar fiyatın  bandın içine gireceğini düşünüyorum. Sonrasını zaman ilerledikçe tekrar irdeleriz. Ama şimdilik şöyle bir sonuca varabiliriz:. 2 TL’nin üstü bir fiyat piyasayla Merkez’in kapışma bölgesidir.
         Mavi trend çizgisi: bu trend çizgisi çok önemli ve biraz da ürkütücü. 2008’deki fiyatı olan 1.15-1.20 leri kendine sağlam bir taban yaparak bu güne kadar güçlü bir trend oluşturmuş. Bu trend aşağı kırılmadıkça bana göre Dolar'da orta vadede yatay hareket bile hayal. Şu anki görüntü; oluşan bu trendin kolay kolay terse dönemeyeceği. Bu trendin sürekli takibi gerekir diye düşünüyorum. Bu trend bozulmadığı (aşağı kırılmadığı) sürece Dolar, 2.20-2.30’ları bile aşabilir.
         Burada özellikle vurgulamak istediğim bir husus var. Merkez Bankasının müdahaleleri sadece ülke içi ekonomik ve finansal problemlerde işe yarar. Küresel bir kriz durumunda maalesef Merkez Bankasının yapabileceği pek bir şey yok. Yani şunu demek istiyorum: Dolar-TL nin fiyatını düşürmek sadece bizim çabamızla olmuyor. Dünyadaki yatırım bankalarının ve fonlarının da Doları talep etmekten vazgeçmesi ve ayrıca  ABD’nin Dolar'ın değerini düşürmeye devam etmesi (para basmaya devam etmesi) gerekiyor. Gerçi Dolar'ın değerini düşürmek için aslında ABD elinden geleni yapıyor. Ama olmuyor demekki.
                  Aşağıya yerleştirdiğim grafiğe bir bakın. Bu grafik ABD’nin bastığı Dolar’ları gösteriyor.
          2008’den itibaren inanılmaz miktarda Dolar basılmış. İkiyüz küsür yılda basılan Dolar’ın 3 katından fazlası son dört yılda basılmış. İnanılmaz!!!
          Ekonomi kitapları şöyle der: “çok basılan para değer kaybeder”. İşte size ekonomi kitaplarında yazılan bir çok şeyin fasa fiso olduğunun kanıtı. Dolar bu kadar çok basıldığı halde neden  aynı dönemde neredeyse hiç basılmayan TL karşısında; hatta diğer paralar karşısında değer kazanmış!
        Sonuç ve özet: Dolar-TL denge sınırı olan 1.80 seviyesini aşmış. Hatta yukarı yönlü güçlü bir trend oluşturmuş. Yeni denge noktası olarak 1.80-2 TL arası bölge olarak belirlenmiş durumda. Gidişat gösteriyor ki bu yeni denge noktası da yakında aşılacak. Ama benim beklentim yeni denge noktası (2TL) aşılsa bile  tekrar bu yeni dengenin içine girileceği yönünde. Devamında yani orta vadede küresel bir kriz durumunda ise 2.20-2.30 bekliyorum.
          Ancak Dolar’ın 1.80 seviyesinin altına inmesi gidişatı (trendi) durudurur ve ekonomi için güzel günlerin müjdecisi olur.
          Burada bir ara parantez açmak istiyorum. Dünyada neredeyse tüm ülkeler küresel ekonomik sistemin bir parçası. Kısa vadede olmasa bile orta vadede hepsinin gidişatı aynı yönde. Yani hepsi aynı gemideler. Bazan botlarla kısa süreli gezintiye çıkanlar olsa da döneceği-döndüğü yer yine aynı gemi. Yani nasıl ki sisteme dahil ülkelerde Dolar’ın değeri, faizler, enflasyon ve işsizlik 12 yıldır hep birlikte düşüyorsa; aynı şekilde küresel ekonomik sistemde olumsuz bir gidişat başladığında bunların hepsinin değeri hep birlikte yükselecektir. Sadece olumsuz etkilenme düzeyleri farklı olacaktır.
        Üstteki paragraftan şu sonucu çıkartabiliriz: küresel ekonomik sistemde ortaya çıkabilecek olumsuzluklarla mücadele topyekün olmaktadır. Yani Dolar’ın fiyatında küresel ölçekte ortaya çıkabilecek olumsuz bir artışla başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm ülkeler mücadele edecektir. Çünkü Dolar hala dünyanın uluslararsı ödeme aracı ve rezerv para birimidir. Gelişmiş ülkelerin ürettiği sanayi ve teknoloji ürünleri ucuz Dolar sayesinde satılmaktadır. Dolar pahalanırsa ürünlerin fiyatı da bu ürünlerin satıldığı ülkelerde görece artar. Bu durumda bu ürünlerin satışı azalır ve gelişmiş ülke şirketleri zarar eder. Aynı şekilde, yani Dolar pahalılaştığında otomatikman teknolojik ürünler pahalılaşacağından az gelişmiş ülke insanlarının düşük gelirlileri de bu ürünleri kullanmaktan vazgeçerler veya satın alacak ekonomik güçleri kalmaz. Yani "alınacak işe yarar son önlem" de alınıncaya  kadar Dolar’ın pahalılaşmasına hiçbir ülke müsaade etmeyecektir.
        Normalde analizim burada bitiyor. Bundan sonra güncelleştirmelerle ve kısa vade analizlerle yola devam edeceğiz. Zaten en son güncellememi 19 temmuzda yapmıştım ve fiyat halen o yönde devam ediyor.
        Ancak; Bize yol gösterici olma babında Dolar-TL nin orta-uzun vade elliot analizini de vermek istiyorum. Yalnız altını çizerek söylemeliyim ki aşağıdaki elliot analizleri yol gösterici niteliktedir. Paritelerde elliot analizi yapılıp yapılmayacağı tartışmalı bir konudur. Yanıltıcı olabilir. Biz aşağıdaki elliot analizlerini analizlerde sapma olmadığı sürece takip edeceğiz.
         Büyük resimde Elliot analizi olarak iki alternatif mevcut. Her iki analizdeki ana sayımlar elliot teorisinin Türkiyedeki duayeni sayın Tuncer Şengöz’e ait. Alt dalga sayımlarında ve çizdiğim devam yollarında ise ben kendi tercihlerimi kullandım. Sayın Şengöz’ün Dolar-TL ilgili tüm analizlerini http://blog.sosyonomi.com/sitesinde ve kendi twitter hesabında bulabilirsiniz.
 İlk alternatif sayım bu:
            Bu alternatife göre Dolar’ın 2 TL civarına kadar yükselip ardından 1.50-1.60 lara ineceğini, ardından pekte insanın inanası gelmeyecek şekilde 2.50 lere yükseleceğini görüyoruz.
         Bu da ikinci alternatif. Bu alternatif ilkinden daha acımasız. Ufak tefek düzeltmeler dışında hiç mola vermeden 2.50’leri (belki daha da yukarısını) hedef gösteriyor. Dikkat ettiyseniz bu alternatifte 1.50-1.60’lara geri dönüş yok. Ayrıca her iki alternatifte de Dolar’ın 2 TL’ye ulaşıncaya kadar yolları aynı.
        Dediğim gibi yukarıdaki iki alternatiften oluşan elliot analizi sadece yol gösterici niteliktedir. Dolar-TL’nin fiyatı bu alternatiflere uyduğu sürece bu sayımları takip etmekte fayda var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder